Yabancılık Unsuru Nedir

Yabancılık Unsuru Nedir?

Yabancılık unsuru, bir hukuki iş, eylem, işlem veya uyuşmazlığın birden fazla hukuk sistemiyle ilgili veya ilişkili olması halini ifade eder. Bu unsur, bir hukuki meselenin iç hukuk sınırlarını aşarak Milletlerarası Özel Hukuk (MÖHUK) alanına girmesi için temel bir ön şarttır. Eğer bir hukuki ilişkide herhangi bir yabancılık unsuru bulunmuyorsa, uyuşmazlık doğrudan o devletin iç hukuk kurallarına göre çözülür.

Yabancılık unsuru

1.  Yabancılık Unsurunun Ortaya Çıkış Biçimleri

Yabancılık unsuru genel olarak üç ana grupta toplanmaktadır:

• Kişi Bakımından: Taraflardan en az birinin yabancı ülke vatandaşı olması, yabancı bir ülkede ikamet etmesi veya mutat meskeninin (hayat ilişkilerinin merkezi olan yer) yurt dışında bulunmasıdır.

• Yer Bakımından: Hukuki işlemin gerçekleştiği, tamamlandığı veya sonuç doğurduğu yerin yabancı bir ülke olmasıdır. Sözleşmelerde imza yeri veya ifa yerinin (borcun yerine getirileceği yer) yurt dışında olması bu kapsamda değerlendirilir.

• Konu Bakımından: Uyuşmazlık konusunun yurt dışında bulunmasıdır. Örneğin, bir mülkiyet davasında söz konusu taşınmazın başka bir devletin topraklarında yer alması yer bakımından yabancılık unsuru oluşturur.

2. Sübjektif ve Objektif Yabancılık Unsuru

Bazı hukukçular, bir sözleşmede taraflar arasında vatandaşlık veya ifa yeri gibi objektif bir bağ olmasa bile, tarafların sözleşmeye uygulanacak hukuk olarak yabancı bir hukuku seçmelerinin o ilişkiye “sübjektif yabancılık unsuru” kattığını savunmaktadır. Bu görüşe göre, sırf tarafların iradesiyle bir ilişki milletlerarası nitelik kazanabilir. Ancak bu durum doktrinde tartışmalı olup, bazı görüşler sadece iradeyle yabancılık unsuru yaratılamayacağını ileri sürmektedir.

3. Kanunlar İhtilafı ve Genel İlkelerle İlişkisi

Yabancılık unsuru tespit edildikten sonra, hangi devletin hukukunun uygulanacağını belirleyen kanunlar ihtilafı kuralları devreye girer. Bu süreçte şu genel ilkeler ve menfaatler gözetilir:

Taraf Menfaati: Özellikle aile ve şahsın hukuku gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı konularda, tarafların en iyi bildikleri ve kendilerine uygulanmasını bekledikleri milli hukuklarını (vatandaşlık bağı) esas alınması esastır.

İşlem Menfaati: Hukuki işlemlerin hızlı ve güvenli şekilde yapılması hedeflenir. İşlemin yapıldığı yer hukukuna (LRA – Locus Regit Actum) uygulaması, işlemin geçerli sayılmasını kolaylaştırır.

Dış Karar Uyumu: Yabancılık unsuru içeren bir davanın farklı ülkelerde açılması durumunda benzer sonuçlara ulaşılması (milletlerarası karar ahengi) amaçlanır.

4. Milletlerarası Usul Hukuku Bakımından Önemi

Yabancılık unsuru, sadece uygulanacak maddi hukuku değil, yargılama usulünü de etkiler:

  • Milletlerarası Yetki: Türk mahkemelerinin davaya bakmaya yetkili olup olmadığı yabancılık unsuru üzerinden belirlenir.
  • Teminat (Cautio Judicatum Solvi): Türk mahkemelerinde dava açan yabancıların veya Türkiye’de mutat meskeni olmayan Türk vatandaşlarının, yargılama giderleri için teminat yatırması kuralı yabancılık esasına dayanır.
  • Tanıma ve Tenfiz: Yabancı mahkemelerde alınan kararların Türkiye’de hüküm doğurabilmesi için yabancılık unsuru taşıyan bu kararların tanınması veya tenfizi şarttır.

Özetle; yabancılık unsuru, yerel hukukun güvenli limanından çıkıp, birden fazla hukuk sisteminin yarıştığı açık denizlere açılan bir geminin pasaportu gibidir; bu pasaportun varlığı, geminin hangi kurallara göre seyredeceğini (kanunlar ihtilafı) ve hangi limanlara demirleyebileceğini (yetki/tenfiz) tayin eder.

Uzman avukat ekibimiz sayesinde milletlerarası ihtilaflarınızda sizlere daima destek olmak adına buradayız. Siz de karşı karşıya kaldığınız durumlarda hukuki danışmanlık almak için bu linke tıklayarak bizlerele iletişime geçebilirsiniz.

BİR ALTERNATİF UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM YOLU OLARAK TAHKİM

TAHKİM

Tahkim, kanunun tahkim yolu ile çözümlenmesine izin verdiği konular kapsamında olması koşuluyla taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkların devletin resmi yargı organları yerine, kendileri tarafından belirlenen hakemlerce çözümlendiği bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Günümüzde esas olan uyuşmazlıkların devlet mahkemelerinde çözümlenmesidir. Bunun tek istisnası ise tahkimdir.

Tahkim, özellikle ticari ve yatırım uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanan bir yöntemdir. Tahkime başvurulabilmesi için en az iki tarafa ve bir de tahkim sözleşmesine ihtiyaç vardır. Bu taraflar gerçek veya tüzel kişi olabilir.

  • Tahkim Sözleşmesinin Geçerlilik Koşulları Nelerdir?

Öncelikli koşul, tarafların tahkim yoluna başvurma kapsamında ortak bir iradelerinin olmasıdır. Bu iradeler açık ve net biçimde açıklanmış olmalıdır, tahkim iradesinin kesin ve net şekilde anlaşılmadığı tahkim sözleşmeleri geçerlilik kazanmayacaktır.

Tahkim sözleşmesine konu olan uyuşmazlık belirli veya belirlenebilir nitelikte bir uyuşmazlık olmalıdır.

Uyuşmazlık konusu tahkime elverişli olmalıdır. Örneğin, HMK m. 408’de açıkça taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların tahkime elverişli olmadığı öngörülmüştür.

Tahkim süreci, tipik olarak taraflardan birinin tahkim talebinde bulunmasıyla başlar. Ardından diğer tarafa bildirim yapılarak yanıt verme fırsatı verilir. Taraflar tahkim yoluna başvurmak üzerinde iradelerini birleştirirse, anlaşmazlıklarını dinlemek üzere bir hakem veya hakem heyeti seçeceklerdir.

Hakem daha sonra, delillerin ileri sürüldüğü ve iki tarafın uyuşmazlıkları üzerine tartışılan bir duruşma gerçekleştirip uyuşmazlığı taraflar açısından bağlayıcı olacak bir karara bağlayacaktır.

Bazı uyuşmazlıklar bakımından tahkim bir “şart” durumundayken, bazı uyuşmazlıklar için ise tahkime başvurma konusunda taraflara bir seçim hakkı tanınmıştır. Taraflar için tahkim yoluna başvurmanın bir zorunluluk olup olmamasına göre tahkim, zorunlu ve ihtiyari olmak üzere ikiye ayrılır.

Zorunlu tahkimde tarafların iradelerine bakılmamaktadır. Zorunlu tahkimde, uyuşmazlığın çözümü için tahkim yoluna gitmek bir şart olarak öngörülmüştür. Tahkim yoluna başvurmanın tarafların iradelerine bağlı tutulduğu durumlarda ise ihtiyari tahkim söz konusudur.

Zorunlu tahkimde, uyuşmazlığın çözümü kanunla tespit edilmiş hakem ya da hakem kurulu tarafından yapılacaktır. İhtiyari tahkimde ise taraflar tahkime başvurma konusunda olduğu gibi, hakem ya da hakemlerini seçmekte de serbesttirler. Ancak hakemin kararıyla bağlıdırlar.

Tahkim bir de kendi içerisinde iç tahkim ve uluslararası tahkim olmak üzere ikiye ayrılır. Taraflar arasındaki ilişkide “yabancılık unsuru” bulunmuyor ise iç tahkim yoluna gidilir. Bir hukuki iş, eylem veya işlemin birden çok hukuk sistemiyle ilgili veya ilişkili olması halinde yabancılık unsuru barındırdığı kabul edilir. Örneğin tarafların Türkiye dışındaki bir yeri tahkim yeri olarak kabul etmeleri halinde, her iki tarafın Türk olması durumunda dahi burada bir yabancılık unsurundan söz edilir ve bu durum tahkimin uluslararası olması için yeterli olacaktır.

Taraflar arasında yapılan tahkim sözleşmesinde uygulanacak usul hukuku kurallarının kararlaştırılmamış olması hâlinde, uyuşmazlığın niteliğine göre ya Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun tahkime ilişkin hükümleri ya da Milletlerarası Tahkim Kanunu hükümleri uygulanır. Tahkime ilişkin hususlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 407-444. maddeleri arasında düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun tahkime ilişkin hükümleri, yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanır.

Uluslararası tahkimin bir çeşidi ise yatırım tahkimidir. Yatırım tahkimi, uluslararası hukukta, yabancı yatırımcılar ile yatırım yaptıkları ev sahibi taraf devlet arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için başvurulan bir uyuşmazlık çözüm mekanizmasıdır. Yatırım tahkimi yönünden en önemli uluslararası kaynak ISCID Sözleşmesi’dir. Yatırım tahkimi tipik olarak, bir yabancı yatırımcı, taraf devlete yatırım yaptığında ve yatırım yapan devlet, yatırım anlaşması veya yatırımcı ile devlet arasındaki bir sözleşme kapsamındaki haklarının ihlal edildiğini düşündüğünde ortaya çıkmaktadır. Bu hak ihlalleri, yatırımcının mülkünün kamulaştırılması, ayrımcı muamele yapılması ve güvenliğin sağlanamaması şeklinde olabilir. Uyuşmazlık konusu iddialar, genellikle taraflarca seçilen veya Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözüm Merkezi (ISCID) Daimi Tahkim Mahkemesi (PCA) gibi kurumlar tarafından atanan, bir veya daha fazla hakemden oluşan bir panel olan bir hakem heyeti tarafından dinlenir ve çözümlenir.

Tahkimin çeşitli avantajları bulunur. Başlıca avantajlarından biri, tahkimin devlet yargısında görülen yargılama süreçlerine göre çok daha hızlı sonuçlanabilmesidir. Tahkim süreci genellikle birkaç ay içinde çözümlenebilirken, devlet yargısında görülen davaların çözümlenmesi yıllar alabilmektedir. Ayrıca tahkim, genellikle öngörülmüş olan diğer yargı mercilerine göre daha az maliyetlidir. Bir tahkim duruşmasının maliyeti genellikle diğer yargı mercilerine göre düşüktür ve karşılanması gereken daha az prosedürel gereklilik vardır.

  • Hakem Kararları Temyiz Edilebilir mi?

Hakem kararları içerik yönünden temyize kapalıdır. Bu demektir ki mahkemeler kararın doğru ve yerinde olup olmadığını inceleyemez. Ancak usul yönünden, iptal kararı için tahkimin gerçekleştiği ülkede dava açılması mümkündür. İptal davası için öngörülmüş olan şartlar vardır. Bunlardan öncelikli olanları, kararın tahkim süresi geçtikten sonra verilmiş olması, talep edilmeyen bir konu hakkında karar verilmiş olması ve duruşma için gerekli tebligatın zamanında yapılmamış olmasıdır.

Görüldüğü üzere, tahkim kendi içinde çeşitleri olan ve birçok avantajı bulunan bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Maliyet, zaman ve prosedürler kapsamında düşünüldüğünde, herhangi bir uyuşmazlığın söz konusu olması durumunda; uyuşmazlık konusu kanunun tahkim yoluna başvurulmasına olanak tanıdığı konular kapsamında ise tahkim yolu ile uyuşmazlıkların çözümünün sağlanması çok daha verimli olabilecektir.