İcra Hukukunda Şikayet

İcra Hukukunda Şikayet

İcra Hukukunda Şikayet Nedir?

İcra hukukunda şikayet; icra ve iflas dairelerinin, kanuna aykırı olan veya somut olaya uygun düşmeyen işlemlerinin iptali, düzeltilmesi veya yerine getirilmeyen bir hakkın yerine getirilmesi için başvurulan kendine özgü (sui generis) bir kanun yoludur.

Önemle belirtmek gerekir ki; şikayet teknik anlamda bir “dava” değildir. İcra organlarının işlemlerini denetleyen idari/kazai bir çaredir. Bu nedenle yargılama usulü ve sonuçları genel davalardan farklılık gösterir.

Şikayet, sadece icra ve iflas görevlilerince yapılan işlemlere karşı yapılır; tarafların birbirlerini zarara uğratmak amacıyla yaptıkları işlemler şikayetin konusunu oluşturmaz. Ayrıca, şikayet daha çok usul hukuku ile ilgili işlemleri ilgilendirir; dolayısıyla maddi hukuk kurallarının yanlış uygulanması şikayet yolunu değil, daha çok itiraz yolunu ilgilendirir.

İİK m.16 da sıralanan şikayet sebeplerine ek olarak öğreti ve içtihatlarda da “kamu düzenine aykırılık” başlığıyla bir şikayet sebebi daha kabul edilmiştir.

Şikayet sebeplerini başlık halinde şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Kanuna aykırılık
  • İşlemin hadiseye uygun olmaması
  • Hakkın sebepsiz yere sürüncemede bırakılması
  • Hakkın sebepsiz yere yerine getirilmemesi
  • Kamu düzenine aykırılık

icra Hukukunda Şikayet

İşlemlerine Karşı Şikayet Yoluna Gidilebilecek İcra ve İflas Organları

İşlemlerine karşı şikayet yoluna başvurulabilecek organlar sadece icra ve iflas daireleri değildir. İflas bürosu, iflas idaresi, birinci alacaklılar toplanması, ikinci alacaklılar toplanması, konkordato komiseri ve konkordato alacaklılar kurulunun işlemlerine karşı da şikayet yoluna gidilebileceği ilgili maddelerde belirtilmiştir.

İcra Mahkemesinin ve genel mahkemelerin işlemlerine karşı şikayet yoluna gidilemez. Zira, mahkemelerin işlemlerine karşı şikayet yolu değil, kanun yolu (istinaf ve temyiz) öngörülmüştür. Bunun yanı sıra, malvarlığının terki suretiyle konkordatoda tasfiye memurlarının işlemlerine karşı da şikayet yolu öngörülmemiştir.

Şikayetin Tarafları

Şikayet bir dava değildir. Öğretide şikayetin kendine özgü bir yol olduğu kabul edilmektedir. Buna bağlı olarak, şikayetin tarafları için davacı ve davalı sıfatlarını değil, şikayet eden ve şikayet edilen sıfatlarını kullanmak daha uygun olacaktır. Şikayet bir dava olmadığı için, dava dilekçesinde bulunması zorunlu unsurların şikayet dilekçesinde bulunması gerekmez. Hatta şikayetin tutanağa geçirilmek suretiyle sözlü yapılması da mümkündür.

Şikayeti sadece takibin tarafları değil, yapılan işlemin şikayete konu olmasında menfaati bulunan herkes yapabilir. Örneğin, borçlunun aile üyeleri de takibin tarafı olmasalar bile şikayet yoluna başvurabilirler.

Şikayet başvurusunun karşı tarafı ise işlemi tesis eden icra ve iflas organıdır. Şikayet başvurusunda karşı tarafın yanlış gösterilmesi veya hiç gösterilmemesi başvuruyu geçersiz kılmaz.

İcra ve iflas organları şikayet yoluna başvuramaz. İcra ve iflas dairesi, bir işlemi yanlış yaptığı kanaatindeyse, şikayet süresi içinde olmak şartıyla o işlemi kaldırabilir veya değiştirebilir. Şikayet süresi geçtikten sonra ise söz konusu işlemi kaldıramaz veya değiştiremez, çünkü sürenin geçmesinden sonra işlem kesinlik kazanır.

Şikayet Sebepleri

Kanuna Aykırılık

Kanuna aykırılık, işlem tesis edilirken kanun hükmünün hiç uygulanmaması ya da eksik veya yanlış uygulanmasıdır. İşlemin kanuna aykırı tesis edilmesi genel olarak bir şikayet sebebidir. İşlemin kanuna aykırı olması gerekçesiyle şikayet yoluna gidilebilmesi için gerekli süre, işlemin öğrenilmesinden itibaren 7 gündür.

16. maddede “kanun” ifadesi kullanılmış olsa da, bunu şekli anlamda kanun olarak anlamamak gerekir. Esasen burada kanuna aykırılık olarak ifade edilmek istenen şey mevzuata aykırılıktır. Dolayısıyla bir işlemin tüzük, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, yönetmelik vb. düzenleyici işlemlere aykırı şekilde tesis edilmesi de kanuna aykırılıktan bahisle şikayet sebebidir. İşlemin taraflar arasında yapılan sözleşmeye aykırı şekilde tesis edilmiş olması ise  kanuna aykırılık kapsamında değerlendirilemez.

Bu duruma örnek olarak şu durumu verebilir: Haciz ancak alacaklının talebi ile gerçekleştirilebilir. İcra dairesi, alacaklının talebi olmadan haciz gerçekleştirirse, borçlu, bu işleme karşı kanuna aykırı olması gerekçesiyle şikayet yoluna gidebilir.

İşlemin Hadiseye Uygun Olmaması

İşlemin hadiseye uygun olmaması, kanunun icra memuruna takdir yetkisi tanıdığı hallerde, icra memurunun bu takdir yetkisini somut olayın şartlarına uygun kullanmaması durumudur. İşlemin hadiseye uygun olmaması gerekçesiyle şikayet yoluna gidilmesi için gerekli süre, işlemin öğrenilmesinden itibaren 7 gündür.

Esasen burada mevzuata aykırılık söz konusu değildir, fakat yapılan işlem yine de hukuka aykırı kabul edilmektedir. İşlemin hadiseye uygun olup olmadığının değerlendirilebilmesi için kanunun işlemi yapan görevliye bir takdir yetkisi tanıması gerekir. İşlemin hadiseye uygun olmamasının kanuna aykırılıktan farkı, işlemin mevzuat metnine açıkça aykırı olmamasıdır.

Örneğin: Maaş haczinde icra müdürünün, borçlunun ve ailesinin geçimi için gerekli miktarı gözetmeden çok yüksek bir kesinti yapması işlemin hadiseye uygun olmadığını gösterir.

Hakkın Sebepsiz Yere Yerine Getirilmemesi

İcra memuru, görevli olduğu bir işi haklı bir sebep bulunmaksızın yerine getirmezse, ilgilisi şikayet yoluna gidebilir.

Örneğin, takip talebini alan icra memuru, alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek talebi reddederse, şikayet yolun gidilebilir; çünkü icra memurunun alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığını inceleme yetkisi yoktur.

Bir hakkın yerine getirilmemesi gerekçesiyle şikayet yoluna gidilebilmesi için herhangi bir süre şartı aranmaz (m. 16/2). Başka bir ifadeyle, hakkın yerine getirilmemesi sebebiyle şikayet yoluna işlemden itibaren her zaman gidilebilir.

Hakkın Sebepsiz Yere Sürüncemede Bırakılması

İcra iflas görevlileri için kanunda öngörülen süreler, düzenleyici sürelerdir ve hak düşürücü neden değillerdir. Yani, icra görevlisi tarafından yapılan işlem, süresi geçtikten sonra yapılmış olsa bile geçerli bir işlemdir. Fakat süresi geçtikten sonra yapılan işlem, bir hak ihlaline yol açmış olabilir. İşte bu durumda hak ihlaline uğrayan ilgili, şikayet yoluna gidebilir.

Örnek: Takip talebini alan icra müdürünün 3 gün içinde ödeme emri düzenlemesi gerekirken , bir ay geçmesine rağmen işlem yapmaması. 

Bir hakkın sebepsiz yere sürüncemede bırakılması gerekçesiyle şikayet yoluna gidilebilmesi için herhangi bir süre şartı aranmaz (m. 16/2). Başka bir ifadeyle, hakkın sebepsiz yere sürüncemede bırakılması sebebiyle şikayet yoluna işlemden itibaren her zaman gidilebilir.

Kamu Düzenine Aykırılık

Kamu düzenine aykırılık, yapılan işlemin, borçluyu, alacaklıyı, üçüncü kişileri veya kamu yararını korumak için getirilen emredici hükümlere aykırı olmasıdır. Bu şikayet sebebi, kanunda açıkça düzenlenmemiş, hukukun genel ilkelerinden hareketle öğreti ve içtihatlarla kabul edilmiştir. Kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle şikayet yoluna gidilebilmesi için herhangi bir süre şartının aranmayacağı kabul edilmektedir.

Şu haller kamu düzenine aykırılığa örnek gösterilebilir:

  • Taraf ehliyeti veya takip ehliyeti bulunmadan takip yapılması,
  • Borçlunun mallarının ödeme emri gönderilmeksizin haczedilmesi veya itiraz üzerine takibin durmasına rağmen malların haczedilmesi,
  • Ödeme emrinin takiple ilgisi olmayan üçüncü kişiye gönderilmesi,
  • İcra dairesinin icra mahkemesinin yerine geçerek karar vermesi (mesela, üçüncü kişinin haczedilen mal üzerinde istihkak iddiasını icra müdürünün karara bağlaması),
  • Haczedilmesi yasak bir malın haczedilmesi (mesela, devlet mallarının haczedilmesi),
  • Aynı borç için ikinci takip talebini oluşturup borçluya ikinci deme emrinin gönderilmesi,
  • İlamlı icrada ilam veya ilam niteliğinde bir belge bulunmamasına rağmen borçluya icra emrinin gönderilmesi,
  • Kesinleşmeden icraya konulamayacak bir kararın kesinleşmesi beklenmeden icraya konulması (mesela, taşınmaz ve ayni haklara ilişkin kararların kesinleşmesi beklenmeden icraya konulması).

Unutulmamalıdır ki “kamu düzenine aykırılık” öğreti ve içtihatlarla getirilen bir şikayet sebebidir. Kanunda böyle bir düzenleme bulunmamaktadır.

Şikayet Başvurularında Usul

Şikayet başvuruları icra mahkemesine yapılır ve icra mahkemesi tarafından karara bağlanır. İcra dairelerine yapılan şikayet başvuruları geçersizdir; icra dairesi başvuruyu icra mahkemesine göndermez. Ayrıca, icra dairelerine yapılan şikayetler, eğer başvuru süreye bağlı ise süreyi kesmez. Ancak şu hallerde şikayet başvuruları için icra mahkemesi görevli değildir:

  • Kambiyo senetlerine özgü iflas yolunda şikayetleri ticaret mahkemesi inceler (m. 174),
  • Konkordato komiserinin konkordatoya ilişkin işlemlerine karşı şikayetler, ticaret mahkemesi tarafından karara bağlanır (m. 290/3),
  • Ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin yapılan işlemlere karşı şikayetler, sulh hukuk mahkemesi tarafından incelenir (HMK m. 4/1),
  • İhtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin şikayetler, ihtiyati tedbir kararını vermiş olan mahkeme tarafından incelenir. HMK 393/2’de ihtiyati tedbir kararlarının uygulanması icra dairelerine bırakılsa bile, tedbirin uygulanmasından kaynaklı şikayetleri tedbir kararını veren mahkeme inceler. Fakat, ihtiyati haczin icrası ile ilgili şikayetler, kararı infaz eden icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine yapılır (İİK m. 261/3),
  • Terekenin iflas ile tasfiyesinde tasfiye memurunun işlemlerine karşı şikayetler, sulh hukuk mahkemesi tarafından incelenir (TMK m. 636).

Şikayetin Sonuçları

Başvurunun Reddi

Mahkeme, yapılan şikayet başvurusunun süresi içinde yapılmadığını tespit ederse başvuruyu usulden reddeder; süresinde yapılsa bile başvuru sebeplerini yerinde görmezse esastan reddeder. Eğer şikayet başvurusu üzerine mahkeme icranın durdurulmasına karar vermişse, başvurunun reddiyle birlikte icraya devam edilir.

Başvurunun Kabulü

İcra mahkemesi incelemesini tamamladığında şu üç karardan birini verebilir:

  • İşlemin İptali: Mahkeme, yapılan başvuruyu yerinde görürse yapılan işlemin iptal edilmesine karar verebilir (m. 17/1). Bu durumda şikayete konu olan işlem, yapıldığı andan itibaren geçersiz olur. Ayrıca, bu işleme bağlı yapılan işlemler de iptal kararının verilmesiyle birlikte kendiliğinden iptal edilmiş olur.
  • İşlemin Düzeltilmesi: Mahkeme, işlemde dosya üzerinden düzeltilebilecek bir hukuka aykırılık görürse işlemi iptal etmeden gerekli düzeltmeyi yaparak hukuka aykırılığı ortadan kaldırabilir (m. 17/1). Buna, icra memurunun yaptığı basit hesap hataları örnek verilebilir.
  • İşlemin Yapılmasının Emredilmesi: Hukuka aykırılık, hakkın sebepsiz yere yerine getirilmemesinden veya sebepsiz yere sürüncemede bırakılmasından kaynaklanıyorsa, başvuruyu uygun gören mahkeme, icra görevlisine söz konusu işlemi bir an önce yerine getirmesini emreder (m. 17/2).

İcra mahkemesinin şikayet başvurusu sonucunda verdiği kararlara karşı kanun yoluna başvurmak kural olarak mümkündür. Fakat, icra mahkemesinin şikayet başvurusu sonucu verdiği bazı kararlar ise kesindir. Örneğin, kıymet takdirine karşı şikayet ve 103 davetiyesinin içeriğine ilişkin şikayet başvuruları sonucunda icra mahkemesinin kararları kesindir.

İcra süreçlerinde şikayete tabii olduğunu düşündüğünüz durumla karşılaştığınızda bir uzman tarafından destek almak sizler için en doğru yol olacaktır. Deneyimli ve yetkin avukat kadromuzla sizlerin yaşamış olduğu uyuşmazlıklarda en doğru çözümü bulmak için yanınızdayız. Bu bağlantıya tıklayarak bizlerle iletişime geçebilir ve hukuki süreçlerinizde destek alabilirsiniz.