İİK m. 89 Haciz İhbarnamesi
Borçlunun kendi kasasında para bulunmayabilir; ama bir bankada mevduatı, bir müşterisinde tahsil edilmemiş faturası, bir işvereninde hakedişi olabilir. Üç aşamalı haciz ihbarnamesi, alacaklının bu görünmeyen varlığa ulaşmasını sağlayan mekanizmadır ve sertliği ölçüsünde dikkat ister.
Kesinleşmiş bir takipte borçlunun haczedilebilir malı görünmüyorsa, tahsilatın önü çoğu zaman üçüncü kişilerdeki alacaklarla açılır. İcra ve İflas Kanunu‘nun 89. maddesi bu alacakların haczini, üst üste gönderilen üç ihbarname ve kısa itiraz sürelerinden oluşan bir mekanizmaya bağlamıştır. Mekanizmanın mantığı basittir: üçüncü kişi ile borçlunun anlaşarak haczi etkisiz kılmasını önlemek. Sonucu ise ağırdır süresinde itiraz etmeyen üçüncü kişi, gerçekte hiç borçlu olmadığı bir tutarı ödemek zorunda kalabilir.

Hangi Alacaklar Bu Yoldan Haczedilir
Madde 89, borçlunun üçüncü kişilerdeki kıymetli evraka bağlı olmayan alacak ve haklarını kapsar. Alacak hamiline yazılı bir senede ya da ciro edilebilir bir kıymetli evraka bağlıysa, o evrak taşınır mal gibi haczedilir; ihbarname yolu işlemez.
Uygulamada bu yoldan haczedilen tipik kalemler şunlardır:
- bankalardaki mevduat ve hesap bakiyeleri;
- satılan malın tahsil edilmemiş bedeli, düzenlenmiş fatura alacakları;
- borçlunun kiraya verdiği taşınmazın kira alacağı;
- borçlunun bir şirketteki kar payı veya tasfiye payı;
- üçüncü kişiye verilmiş ödünç para.
Maaş ve ücret haczi bu mekanizmanın dışındadır ve ayrı bir usule tabidir aşağıda ayrıca ele alacağız.
Üç Aşamalı Yapı
Birinci Haciz İhbarnamesi
İcra dairesi, üçüncü kişiye borçluya olan borcunu bundan böyle yalnız icra dairesinin banka hesabına ödemesi gerektiğini, borçluya yapılacak ödemenin geçerli olmayacağını ve aksi halde aynı borcu bir kez daha ödemek zorunda kalabileceğini bildirir. Aynı ihbarnamede, üçüncü kişinin böyle bir borcu bulunmadığı yahut borcun daha önce ödendiği yönünde bir iddiası varsa bunu yedi gün içinde icra dairesine bildirmesi, aksi halde borcun zimmetinde sayılacağı ihtar edilir.
Buradaki asıl risk, borcun gerçekten var olup olmadığından bağımsızdır. Borçlunun o bankada hesabı yoksa ya da ihbarnamede yazılı tutar kadar bakiye bulunmuyorsa dahi, yedi gün içinde itiraz edilmemesi halinde var olmayan borç zimmette sayılır.
İkinci Haciz İhbarnamesi
Birinci ihbarnameye süresinde itiraz edilmezse, icra dairesi ikinci ihbarnameyi gönderir. Bu ihbarname ile üçüncü kişiye, itiraz etmediği için borcun zimmetinde sayıldığı bildirilir; aynı sebeplerle yedi gün içinde yeniden itiraz edebileceği hatırlatılır ve itiraz etmezse zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi istenir.
İkinci ihbarnameye de itiraz edilmezse, borcun zimmette sayılması kesinleşir.
Üçüncü Haciz İhbarnamesi
Zimmet kesinleştiği halde ödeme yapılmazsa üçüncü ihbarname gönderilir. Bu aşamada üçüncü kişinin önünde iki seçenek kalır: on beş gün içinde ödemek ya da aynı süre içinde takip alacaklısına karşı menfi tespit davası açmak. Üçüncü ihbarnameye artık itiraz edilemez.
On beş gün içinde dava açılmazsa zimmet kesinleşmiş sayılır ve üçüncü kişi ödemeye zorlanır. Ödediği para takip alacaklısına aktarılır. Üçüncü kişi, gerçekte borçlu olmadığı bir parayı ödemiş olmasına dayanarak takip alacaklısına karşı kural olarak istirdat davası açamaz. Yalnızca alacaklının kötü niyetli olduğu hallerde, borçlu ile alacaklı aleyhine dava açarak ödediği paranın iadesini isteyebilir.
İtiraz Edilirse Ne Olur
Üçüncü kişi birinci veya ikinci ihbarnameye süresinde itiraz ederse, bir sonraki ihbarname gönderilmez ve haciz o alacak bakımından sonuç doğurmaz. Ancak dosya burada kapanmaz.
İtirazın gerçeğe aykırı olduğu kanaatindeki alacaklı, icra mahkemesine başvurarak üçüncü kişi yetkililerinin cezalandırılmasını ve üçüncü kişinin tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. Ceza ve tazminat talepleri birlikte ileri sürülebilir. Bu talepte davalı, örneğin bankalar bakımından genel müdürlüktür; görevli mahkeme icra mahkemesi, yetkili mahkeme ise takibin yapıldığı yerdeki icra mahkemesidir. İtirazın aksini ispat yükü alacaklıya düşer.
Talep kabul edilirse tazminat, birinci ihbarname ile üçüncü kişiden istenen miktar kadardır; alacağa geç kavuşmaktan doğan faiz kaybı da buna eklenebilir. Alacaklı, iki yıllık zamanaşımı süresi içinde ceza talebi olmaksızın yalnız tazminat davası da açabilir; bu dava da icra mahkemesinde görülür.
Üçüncü Kişi Tarafından Bakış:
Yedi günlük sürenin kaçırılması, sonradan telafisi zor bir yükümlülük doğurur. İhbarnameyi alan işletmenin ilk işi, borçluyla arasında gerçekten bir borç ilişkisi bulunup bulunmadığını ve ihbarnameden önce yapılmış bir ödeme olup olmadığını kayıtlarından teyit etmek olmalıdır. İtiraz için gerekçenin ayrıntılı olması aranmaz; ancak beyanın net olması ve süresi içinde icra dairesine ulaşması şarttır. Gerçeğe aykırı itirazın ise ceza ve tazminat sorumluluğu doğurduğu unutulmamalıdır.
Üçüncü Kişinin Menfi Tespit Davası
Üçüncü ihbarnameyi alan üçüncü kişi, on beş gün içinde menfi tespit davası açarsa, dava sonuçlanıncaya kadar zimmetinde sayılan borcu ödemeye zorlanmaz.
Bu davada görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme, takibin yapıldığı yer ya da davacı üçüncü kişinin yerleşim yeri mahkemesidir. İspat yükü davacı üçüncü kişiye aittir: takip borçlusuna borçlu bulunmadığını ortaya koymak zorundadır.
Denge burada da tek yönlü değildir. Üçüncü kişi davayı kaybederse, dava konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Buna karşılık davayı kazanması halinde kendi lehine bir tazminata hükmedilmez; yalnızca ödeme yükümlülüğünden kurtulur.
Üçüncü Kişi Borçlu Olduğunu Bildirirse
Süreç her zaman üç aşamayı gerektirmez. Birinci veya ikinci ihbarnameyi alan üçüncü kişi, takip borçlusuna gerçekten borçlu olduğunu icra dairesine bildirirse, sonraki ihbarnamelere gerek kalmaz. Bu halde borcunu doğrudan icra dairesine ödemek zorundadır; ödemezse icra dairesi parayı kendisinden cebren tahsil eder.
Maaş ve Ücret Haczi Ayrı Bir Usuldür
Borçlunun maaş veya ücretinin haczi, ihbarname mekanizmasıyla değil, işverene yazılan bir haciz yazısıyla yürür. İcra dairesi işverene, ücretin haczedildiğini, borçlunun aldığı ücret tutarının en geç bir hafta içinde bildirilmesini ve borç bitinceye kadar haczedilen tutarın ücretten kesilerek icra dairesine gönderilmesini bildirir.
İşveren bu yükümlülüğe uymazsa, kesmediği veya kesip de göndermediği para, ayrıca mahkeme kararı alınmasına gerek kalmaksızın icra dairesince kendisinden tahsil edilir. Bu şekilde ödeme yapmak zorunda kalan işveren, borçluya rücu edebilir.
Kapsam bakımından iki nokta önemlidir: ücretin kural olarak dörtte birinden fazlası haczedilemez; buna karşılık kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve izin ücretinin tamamı haczedilebilir. Aynı ücret üzerinde birden fazla kesin haciz varsa hacizler konuluş tarihine göre sıraya girer; öndeki haczin kesintisi bitmeden sonraki haciz için kesintiye geçilmez.
Alternatif Yollar
Alacaklı, üçüncü kişideki alacağa ulaşmak için yalnız ihbarname yoluna mahkum değildir. Elindeki seçenekler şunlardır:
- Alacağın taşınır gibi paraya çevrilmesi – haczedilen alacak, satış talebi üzerine açık artırma ile satılabilir;
- Ödeme yerine geçmek üzere devir – hacze iştirak etmiş bütün alacaklıların muvafakatiyle alacak, alacaklılara veya içlerinden birine devredilir. Devir borçlar hukuku anlamında ifa yerine geçer; takip alacağı devralınan miktarda ödenmiş sayılır. Alacağın çekişmesiz olduğu hallerde uygundur;
- Tahsil için devir – alacaklı, borçlunun üçüncü kişideki alacağını tahsil etmeyi veya dava hakkını kullanmayı üstlenir. Burada alacaklı borçlunun haklarına halef olmaz, yalnız temsil yetkisi kazanır ve üçüncü kişiye karşı kendi adına takip yapabilir ya da dava açabilir. Alacak çekişmeliyse tercih edilen yol budur. Tahsil giderleri alacaklıya aittir; ancak tahsil edilen paradan önce bu giderler, sonra devralan alacaklının alacağı ödenir;
- İstihkak davası – borçlunun üçüncü kişideki taşınır malları bakımından, ihbarname yerine bu yola da başvurulabilir.
Süreler
| AŞAMA | SÜRE | BAŞLANGIÇ |
|---|---|---|
| Birinci ihbarnameye itiraz | 7 gün | Tebliğ |
| İkinci ihbarnameye itiraz | 7 gün | Tebliğ |
| Üçüncü ihbarname: ödeme veya menfi tespit davası | 15 gün | Tebliğ |
| İşverenin ücret tutarını bildirmesi | 1 hafta | Haciz yazısı |
| Alacaklının yalnız tazminat davası açması | 2 yıl | Zamanaşımı süresi |
| Haczedilen alacak için satış isteme | 6 ay | Kesin haciz |
Bu sürelerin tamamı kesindir. Taraflar sözleşmeyle değiştiremez, cebri icra organları resen gözetir. İcra dairelerinde ve icra mahkemesinde adli tatil hükümleri uygulanmaz.
Değerlendirme
Madde 89, alacaklı bakımından güçlü, üçüncü kişi bakımından tehlikeli bir düzenlemedir. Gücü, tahsilatı borçlunun iş birliğinden bağımsız kılmasından gelir: borçlu mal beyanında bulunmasa da, alacaklı doğru muhatabı bulabildiği ölçüde tahsilata ulaşır. Tehlikesi ise, sessizliğe ödeme yükümlülüğü sonucu bağlanmasından doğar. Kendi hukuki durumu bakımından kusursuz olan bir işletme, yalnızca bir yazışmayı yedi gün içinde işleme almadığı için hiç doğmamış bir borcu ödeme riskiyle karşılaşabilir.
Bu sertliğin gerekçesi, üçüncü kişi ile borçlunun anlaşarak haczi etkisiz bırakmasını önlemektir. Gerekçe yerinde olmakla birlikte, sonucun ağırlığı iki tarafa da somut bir sorumluluk yükler. Alacaklı bakımından bu, ihbarnamenin doğru tüzel kişiye ve doğru adrese ulaştırılması ve tebligatın usulüne uygunluğunun titizlikle takibi anlamına gelir; usulsüz bir tebligat üzerine kurulan zincir, sonradan şikayet yoluyla çözülmeye açıktır. Üçüncü kişi bakımından ise, gelen ihbarnamelerin kurumsal bir akışa bağlanması ve yedi günlük sürenin muhasebe ile hukuk arasında kaybolmaması gerekir.
Yüksek hacimli kurumsal alacak portföylerinde m. 89 uygulaması, tek tek dosya takibinden çok bir süreç yönetimi meselesidir. Doğru muhatabın tespiti, ihbarname zincirinin zamanında ilerletilmesi ve itiraz gelen dosyalarda tazminat yolunun değerlendirilmesi, tahsilat oranını doğrudan etkiler. Hayatın her alanında karşımıza çıkan hukuka ilişkin sizler de yardım veya danışmanlık almak isterseniz, bu linke tıklayarak bize ulaşabilirsiniz.